Normaldışı Davranışlar
|
anksiete(kaygı-bunaltı bozukluğu) |
|
|
|
|
Baraklit tarafından yazıldı.
|
|
Pazartesi, 17 Mayıs 2010 08:41 |
|
Anksiyete bozuklukları her biri kendine özgü nitelikler taşıyan bir çok hastalığı içeren bir tanı kümesidir. Bu kümede bulunan hastalıklar arasında yaygın anksiyete bozukluğu, panik bozukluğu, agorafobi, özgül fobi, sosyal fobi, obsesif kompulsif bozukluk, posttravmatik stres bozukluğu, akut stres bozukluğu, bedensel hastalıklara bağlı anksiyete bozuklukları, madde/ilaç kullanımına bağlı anksiyete bozuklukları bulunmaktadır.
Burada yaygın anksiete bozukluğunu işleyeceğiz: Anksiete bozukluklarında, kişilerin gerçek bir tehlike olmadığı durumlarda bunaltı, sıkıntı yaşadıkları görülmektedir. Bazı kuramcılara göre, gerçek tehlike olmaması gözlemcilerin yorumudur, bireylerin algıları farklıdır. Bu tür kişilerle görüşüldüğünde, bireylerin tehlike algıladıklarına işaret düşünce ve imejlara sahip oldukları görülmektedirortamı ve kendilerini yanlış algılamaları sonucu da anksiete yaşadıkları düşünülmektedir. Bu durumda, bireylere tehlike algılarını tanımlamalarında, değerlendirmelerinde ve bu algıları değiştirmeye yardımcı olan kuramlar vardır.
Anksiete Tipleri: iki tip anksieteden söz edebiliriz:
1.Problem, hemen her ortamda, beklenmedik zamanlarda ortaya çıkması ve tekrarlaması nöbetleridir. Burada kişiye fiziksel duyumlarda eşlik eder. Kişiden kişiye değişmekle birlikte; nefesin tıkanıyor olması, çarpıntı, göğüs ağrısı, elin ayağın titremesi, ateş basması, üşüme, titreme, terleme, uyuşma, baş dönmesi, baygınlık hissi gibi duyumlar.
2.Problem, değişik yaşantılarda olabilen, gerçekle ilgisi olmayan, bunaltı, korku, endişedir. Fiziksel belirtilerde eşlik eder. Örneğin; kaslarda gerginlik, titreme, ürperme, yerinde duramama, nefesin tıkanıyor gibi olması, ağız kuruluğu, terleme, bulantı, ishal, sık idrar yapma, konsantrasyon güçlüğü gibi belirtiler. |
|
|
Takıntılar (obsessif-kompulsüf bozukluklar)) |
|
|
|
|
Baraklit tarafından yazıldı.
|
|
Cumartesi, 15 Mayıs 2010 11:53 |
|
Obsesif-kompulsif Bozukluk (İçgörüsü az veya çok) A. Obsesyon ya da kompulsiyon vardır: Obsesyonlar aşağıdakilerden (1), (2), (3) ve (4) ile tanımlanır: 1.bu bozukluk sırasında kimi zaman istenmeden gelen ve uygunsuz olarak yaşanan ve belirgin anksiyete ya da sıkıntıya neden olan, yineleyici ve sürekli düşünceler, dürtüler ya da düşlemler 2.düşünceler, dürtüler ya da düşlemler sadece gerçek yaşam sorunları hakkında duyulan aşırı üzüntüler değildir 3.kişi, bu düşünceleri, dürtüleri ya da düşlemlerine önem vermemeye ya da bunları baskılamaya çalışır ya da başka bir düşünce ya da eylemle bunları etksizleştirmeye çalışır 4.kişi, obsesyonel düşüncelerini, dürtülerini ya da düşlemlerini kendi zihninin bir ürünü olarak görür (düşünce sokulmasında olduğu gibi değildir) Kompulsiyonlar aşağıdakilerden (1) ve (2) ile tanınır: 1.kişinin, obsesyonu bir tepki olarak ya da katı bir biçimde uygulanması gereken kurallarına göre yapmaktan kendini alıkoyamadığı yineleyici davranışlar (örn. el yıkama, düzene koyma, kontrol etme) ya da zihinsel eylemler (örn. dua etme, sayı sayma, birtakım sözcükleri sessiz bir biçimde söyleyip durma) 2.davranışlar ya da zihinsel eylemler, sıkıntıdan kurtulmaya ya da var olan sıkıntıyı azaltmaya ya da korku yaratan olay ya da durumdan korunmaya yöneliktir; ancak bu davranışlar ya da zihinsel eylemler ya etkisizleştirilmesi ya da korunulması tasarlanan şeylerle gerçekçi bir biçimde ilişkili değildir ya da açıkça çok aşırı bir düzeydedir. B. Bu bozukluğun gidişi sırasında bir zaman kişi obsesyon ya da kompulsiyonlarının aşırı ya da anlamsız olduğunu kabul eder. Not: Bu çocuklar için geçerli değildir. C. Obsesyon ya da kompulsiyonlar belirgin bir sıkıntıya neden olur, zamanın boşa harcanmasına yol açar (günde 1 saatten daha uzun zaman alırlar) ya da kişinin olağan günlük işlerini, mesleki (ya da eğitimle ilgili işlevselliğini ya da olağan toplumsal etkinliklerini ya da ilişkilerini önemli ölçüde bozar. D. Başka bir eksen bozukluğu varsa, obsesyon ya da kompulsiyonların içeriği bununla sınırlı değildir. (örn. Yeme Bozukluğunun olması durumunda yemek konusu üzerinde düşünüp durma; trikotillomaninin olması durumunda saç çekme üzerinde durma; Vücut Dismorfik Bozukluğunun Olması durumunda dış görünümle aşırı ilgilenme; Bir Madde Kullanım Bozukluğunun olması durumunda ilaçlar üzerinde düşünüp durma; Hipokondriazisin olması durumunda ciddi bir hastalğı biçiminde düşünüp durma; bir Parafilinin olması durumunda cinsel dürtüler ya da fantaziler üzerinde düşünüp durma ya da Majör Depresif Bozukluk olması durumunda suçluluk üzerine geviş getirircesine düşünme). E. Bu bozukluk bir maddenin (örn. kötüye kullanılabilen bir ilaç ya da tedavi için kullanılan bir ilaç) ya da genel tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir. Varsa belirtiniz: İç Görüsü Az Olan: O sıradaki epizodda çoğu zaman kişi obsesyon ya da kompulsiyonlarının aşırı ya da anlamsız olduğunu kabul etmiyorsa. Kaynakça : Obsesif-kompulsif Bozukluklar |
|
Son Güncelleme: Cumartesi, 15 Mayıs 2010 12:06 |
|
Bastırılmış Öfkenin Depresyona dönüşmesi |
|
|
|
|
Baraklit tarafından yazıldı.
|
|
Perşembe, 13 Mayıs 2010 21:53 |
|
Günlük hayatta yaşadığımız öfkeye herkesin farklı şekilde tepki gösterdiğini söyleyen Mehmet Yavuz, “Eğer öfkenizi bastırırsanız, kaygı ve depresyona yol açıyor. Kişi kendine zarar veriyor” dedi Son derece insani bir durum olan öfke, kontrol altına alınmadığı takdirde hayatın birçok alanında olumsuz sonuçlara yol açıyor. Günlük hayatın stresi ve bastırılmış duygular da buna eklenince insanlar kontrolden çıkabiliyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, kişileri derinden etkileyen öfke duygusunu, bu duygunun yol açabileceği problemleri ve öfke kontrolünü anlattı.
ÖFKE NEDİR? Öfke, insan hayatında yaşanılan diğer tüm duygular gibi (sevgi, neşe vb…) normal ve doğadaki tüm canlı türlerinde görülen bir duygudur. Öfke, kişinin herhangi bir tehdit karşında gösterdiği doğal bir tepkidir. Bu duygu, vücudumuzda fizyolojik ve biyolojik değişimler yaşanmasına da sebep olur. Kişi öfkelendiği zaman, nefes alıp vermesi sıklaşır. Stres ve gerginlik baş gösterir. Enerjiyi artıran adrenalin salgısı başlar. Kalp atışları hızlanır. Kan basıncı artar ve kendisini kontrol etmekte zorlanır.
NİÇİN ÖFKELENİRİZ? Öfke, aslında bilinçaltının bir yansımasıdır. Kişinin olumsuz yaşadığı herhangi bir olay, daha sonraları da aynı önyargıları hissetmesine neden olur. Engellenme, saldırıya uğrama, tehdit edilme ve kısıtlanma gibi durumlarda hissedilen yoğun bir duygudur. Genellikle kişiye yönelik saldırganlığın ortaya çıkması ile sonuçlanır. Aynı şekilde kişinin yapmaktan çekindiği davranışları, bir başkasının rahatlıkla yapıyor olması da bu kişiyi kızdırabilir. Örneğin her randevusuna erken giden birinin randevuya geç kalan arkadaşına oldukça kızması gibi… Öfke duygusu bastırılan diğer duyguların tepkimesi olarak ortaya çıkabilir. Utanç, acı ve korku gibi duygular da öfke duygusunu tetikler.
SONUÇLARI NELER? Öfke ortaya çıktığında her birey aynı şekilde tepki vermez. Bazıları, tepkilerini fiziksel ya da sözlü saldırıda bulunarak ortaya koyarken; bazıları ise daha dolaylı saldırganlığı seçebilir, geri çekilme, kaçınma ve uzaklaşma gibi davranışları gösterebilir. Bireyin öfkesini nasıl ortaya koyacağı, o an içinde bulunduğu konumla, yaşadığı öfkenin şiddetiyle ve öfkeyle baş etme stratejileriyle çok bağlantılıdır. Bastırılan öfkenin, kaygı ve depresyona yol açtığına dair yapılan araştırmalar vardır. İfade edilmeyen öfke, ilişkileri bozabileceği gibi çeşitli sağlık sorunlarına da neden olabilir. Solunum, mide rahatsızlıkları, baş ağrıları, cilt problemleri ve dolaşım sorunları gibi birçok hastalığa da neden olabilir.
KONTROL EDİLİR Mİ? Evet. Öfke kontrolü, öfkeyi doğru ve yerinde ifade edebilme becerisini kazanmaktır. Amaç, öfkelenen kişinin verdiği tepkileri yumuşatmak ve kişiye saldırganlıktan uzak, şiddet içermeyen iletişim becerisi kazandırmaktır. Düşünme tarzını değiştirmek, öfkeye neden olan duruma çözüme yönelik şekilde yaklaşmak ve problemi belirlemek öfkeyi kontrol etmek için yararlı yöntemlerdir.
TEPKİ VERMEDEN ÖNCE İYİ DÜŞÜNÜN! Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, öfkeyi kontrol etmek için yapılabilecek basit önerilerde bulundu. Öfke; bir intikam alma yolu, haklı çıkma gerekçesi ya da başkalarını kontrol etme aracı değildir.
NEFES TERAPİSİ İYİ GELİR!
- Öfkesini kontrol etmek isteyen kişi, sinirlendiğinde tepki vermeden önce olayı hızlı bir şekilde değerlendirmeli ve bulunduğu ortamdan uzaklaşmalıdır.
- Kişi olayları aslında olduğu gibi göremiyor, abartıyor ya da aşırı genelliyor olabilir. Bu çarpıtmayı fark ederek, ön yargısız değerlendirme yapabilir.
- Yaşanılan tüm olumsuz olaylar karşısında duygu ve isteklerini zamanında dile getirmelidir. Bu sayede bilinçaltında yatan olumsuz duyguların öfke patlamalarına yol açmasını engellemiş olur. Nefes terapileri bu gibi durumlarda iyi gelebilir.
- Eğer kişi öfkesine tam anlamıyla hakim olamıyorsa, mutlaka bir uzmandan yardım almalı ve psikoterapiye başlamalıdır.
- Kişinin kendi öfkesini tanıması kontrolün önemli faktörlerindendir. Psikoterapi çalışmalarıyla bilinçaltına inmek gerekir.
ZARARI KADAR YARARI DA VAR, TAMAMEN YOK EDİLEMEZ! Öfkenin inkar edilmesi ya da bastırılması kişi için sağlıklı yollar değildir. Çünkü öfkenin kişiyi uyarıcı, koruyucu veya harekete geçirici bir işlevi de vardır.
AMACI AŞMASIN Öfke,bir tehlike anında kişiyi uyarır ve kendisine zarar verici davranışlardan bireyin haberdar olmasını sağlar. Öfkenin sağlıklı şekilde yaşanıp, doğru şekilde kontrol edilebilmesi için öncelikle bu duygunun kabul edilmesi, nedenlerinin, sonuçlarının anlaşılması ve saldırgan şekilde ifade edilmesinin engellenmesi gerekir. Öfke kontrolünde amaç öfkeyi tamamen yok etmek değildir. Öfkeyi kişinin sağlıklı sınırlarda hissetmesini sağlamaktır. Bu da psikoterapi yöntemiyle sağlanabilir.
sabah.com.tr
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|